
İnsan vücudu, hücrelerin düzenli bir şekilde büyüyüp bölünmesiyle sağlıklı işleyişini sürdürür. Ancak bu düzen bozulduğunda ve hücreler kontrolsüzce çoğalmaya başladığında kanser meydana gelir. Üriner sistem içerisinde en sık rastlanan kötü huylu tümörlerden biri olan mesane kanseri, idrar kesesinin iç yüzeyini döşeyen hücre tabakasında başlar. Genellikle yaşla birlikte görülme sıklığı artan bu hastalık, erkeklerde kadınlara oranla daha yaygın görülse de, her iki cinsiyeti de etkileyen ciddi bir durumdur.
Mesane (idrar kesesi), böbreklerden süzülen idrarı depolayan, kas yapısında, esnek bir organdır. Mesane kanseri, çoğunlukla mesanenin içini kaplayan “ürotelyal” hücrelerde başlar. Bu hücreler, idrarla temas eden ilk bariyerdir ve idrardaki zararlı maddelerden en çok etkilenen yapıdır.
Hastalık, tümörün mesane duvarındaki yayılımına göre sınıflandırılır. Eğer kanser hücreleri sadece iç yüzeyde kalmışsa “yüzeysel” veya “kasa yayılmamış” mesane kanseri olarak adlandırılır. Ancak hücreler mesanenin kas tabakasına veya daha derin dokulara ilerlediyse, buna “invaziv” yani kasa yayılmış mesane kanseri denir. Tedavi planlaması tamamen bu ayrıma göre yapıldığı için, hastalığın evresini doğru belirlemek hayati önem taşır.
Hastalığın kesin nedeni her zaman net olmamakla birlikte, yapılan bilimsel çalışmalar bazı faktörlerin mesane kanseri riskini ciddi oranda artırdığını ortaya koymuştur. Bu risk faktörlerini bilmek, hastalıktan korunmak adına atılacak ilk adımdır.
Erken teşhis, mesane kanseri tedavisinde başarının anahtarıdır. Bu nedenle belirtilerin farkında olmak ve zaman kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmak gerekir. En yaygın belirtiler şunlardır:
Unutulmamalıdır ki, bu belirtiler idrar yolu enfeksiyonu veya prostat büyümesi gibi iyi huylu hastalıklarda da görülebilir. Ancak kesin ayırıcı tanıyı koymak ve mesane kanseri ihtimalini elemek için doktor kontrolü şarttır.

Doktorunuz şüpheli bir durumla karşılaştığında bir dizi test isteyecektir. Mesane kanseri tanısında kullanılan başlıca yöntemler şunlardır:
Mesane kanseri tanısı konulduktan sonra tedavi planı; tümörün evresine, derecesine (saldırganlık düzeyine) ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlenir.
1. Transüretral Mesane Tümörü Reseksiyonu (TUR-M)
Hastalığın hem tanısında hem de başlangıç tedavisinde kullanılan ilk yöntemdir. Kapalı bir ameliyatla (sistoskopi eşliğinde) mesane içindeki tümör kazınarak çıkarılır. Çıkarılan dokular patolojiye gönderilir. Eğer patoloji sonucu tümörün sadece yüzeyde kaldığını gösteriyorsa (kasa yayılmamış mesane kanseri), bu işlem bazen tek başına yeterli olabilir veya ek tedavilerle desteklenir.
2. İntravezikal Tedaviler (Mesane İçi İlaç Uygulamaları)
Yüzeysel tümörlerde, TUR-M ameliyatından sonra hastalığın nüks etmesini (tekrarlamasını) önlemek amacıyla mesane içine ilaç verilebilir.
3. Radikal Sistektomi (Mesanenin Alınması)
Eğer mesane kanseri kas tabakasına ilerlemişse (invaziv hastalık), sadece tümörü kazımak yeterli olmaz. Bu durumda mesanenin tamamının, çevre lenf bezlerinin ve komşu organların (erkeklerde prostat, kadınlarda rahim gibi) bir kısmının çıkarıldığı büyük bir ameliyat olan “Radikal Sistektomi” uygulanır. Mesane alındıktan sonra hastanın idrarını yapabilmesi için yapay bir mesane yapılır veya idrar yolları karın cildine ağızlaştırılır.
4. Sistemik Kemoterapi ve Radyoterapi
Kasa yayılmış mesane kanseri tedavisinde, ameliyat öncesinde tümörü küçültmek veya ameliyat sonrasında kalan hücreleri yok etmek için damardan kemoterapi uygulanabilir. Ameliyata uygun olmayan hastalarda veya belirli durumlarda, kemoterapi ile birlikte radyoterapi (ışın tedavisi) kullanılarak mesanenin korunması hedeflenebilir.
5. İmmünoterapi ve Akıllı İlaçlar
Son yıllarda, özellikle metastatik (vücuda yayılmış) mesane kanseri tedavisinde immünoterapi ilaçları büyük bir umut kaynağı olmuştur. Bu ilaçlar, bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini tanımasını ve yok etmesini sağlar.
Mesane kanseri, ne yazık ki nüks etme (tekrarlama) eğilimi yüksek olan bir kanser türüdür. Bu nedenle tedavi tamamlanmış olsa bile hastaların ömür boyu düzenli takibi gerekir. İlk yıllarda 3 ayda bir yapılan sistoskopi kontrolleri, ilerleyen yıllarda seyrekleşse de devam etmelidir. Bu kontroller sayesinde olası bir nüks erkenden fark edilip, büyük cerrahilere gerek kalmadan TUR-M yöntemiyle tedavi edilebilir.
Takip sürecinde hastaların yaşam tarzı değişiklikleri yapması da hayati önem taşır. Sigarayı bırakmak, mesane kanserinüks riskini azaltan en etkili önlemdir.
Tamamen önlemek mümkün olmasa da, riskleri minimize etmek elimizdedir:
Özetlemek gerekirse, mesane kanseri karmaşık ve ciddi bir hastalık olmakla birlikte, modern tıbbın sunduğu imkanlar sayesinde yönetilebilir ve tedavi edilebilir bir durumdur. İdrarda kan görülmesi gibi belirtileri asla göz ardı etmemek, 50 yaş üzeri bireylerin düzenli ürolojik kontrollerini yaptırması ve sigaradan uzak durulması hayati önem taşır. Unutmayın, erken teşhis edilen mesane kanseri, hastanın yaşam kalitesini ve süresini korumanın en güvenilir yoludur. Sağlığınızı şansa bırakmayın, vücudunuzun sesini dinleyin.
En yaygın belirti idrarda ağrısız kan görülmesidir (hematuri). İdrar rengi açık pembe, kırmızı veya çay renginde olabilir.
Evet, en büyük risk faktörüdür. Mesane kanseri vakalarının yaklaşık yarısının sigara ve tütün ürünleri kullanımı ile ilişkili olduğu bilinmektedir.
Evet, mesane kanseri nüks etme (tekrarlama) eğilimi yüksek bir hastalıktır. Bu nedenle tedavi bitse bile hastaların ömür boyu düzenli sistoskopi takibinde olması gerekir.
Hayır, hem erkeklerde hem de kadınlarda görülür. Ancak erkeklerde görülme sıklığı kadınlara göre yaklaşık 3-4 kat daha fazladır.
Sigaradan uzak durmanın yanı sıra bol su içmektir. Bol sıvı tüketimi, zararlı maddelerin mesanede beklemeden atılmasını sağlayarak riski azaltır.