
Vücudumuzun en çalışkan organlarından biri olan böbrekler, kanı temizlemekten hormon dengesini sağlamaya kadar hayati görevler üstlenir. Ancak modern çağın getirdiği çevresel faktörler ve yaşam tarzı değişiklikleri, bu hassas organları tehdit eden hastalıkların artışına neden olmuştur. Bu hastalıkların en ciddilerinden biri, tıp literatüründe genellikle “Renal Hücreli Karsinom” olarak adlandırılan ancak halk arasında böbrek kanseri olarak bilinen rahatsızlıktır. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı oldukça yüksek olan bu hastalık hakkında bilinçli olmak hayat kurtarır.
Böbrekler, omurganın her iki yanında, kaburgaların hemen altında bulunan fasulye şeklindeki organlardır. Temel görevleri kanı filtreleyerek atık maddeleri idrar yoluyla dışarı atmaktır. Böbrek kanseri, böbrek dokusundaki hücrelerin kontrolsüz bir şekilde büyüyüp çoğalmasıyla ortaya çıkan kötü huylu tümörlerdir.
Yetişkinlerde görülen kanser türleri arasında önemli bir yer tutan bu hastalık, genellikle böbreğin içindeki küçük tüpçüklerin (tübüllerin) astarında başlar. Bu türe Renal Hücreli Karsinom denir ve böbrek kanseri vakalarının büyük çoğunluğunu oluşturur. Bunun dışında, idrarın toplandığı havuzcuk kısmında (renal pelvis) gelişen daha nadir türler de mevcuttur. Ancak genel hatlarıyla konuştuğumuzda, karşılaşılan vakaların %90’ı böbrek parankim dokusundan kaynaklanır.

Tıbbın gelişmesine rağmen, birçok kanser türünde olduğu gibi böbrek kanseri oluşumunun da kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ancak yapılan geniş çaplı araştırmalar, bazı faktörlerin hastalığa yakalanma riskini ciddi oranda artırdığını ortaya koymuştur. Bu risk faktörlerini bilmek, hastalıktan korunmak adına atılacak ilk adımdır.
Böbrek kanseri, ne yazık ki erken evrelerde belirgin semptomlar vermeyen “sinsi” bir hastalıktır. Tümör küçükken hasta herhangi bir ağrı veya rahatsızlık hissetmeyebilir. Genellikle başka bir şikayetle (örneğin safra kesesi veya sırt ağrısı) hastaneye giden hastalara yapılan ultrason veya tomografi taramalarında tesadüfen tespit edilir. Bu duruma “insidentaloma” (tesadüfi tümör) adı verilir.
Ancak tümör büyüdükçe veya hastalık ilerledikçe vücut bazı sinyaller vermeye başlar. Böbrek kanseri belirtileri şunları içerebilir:
Bu belirtilerden bir veya birkaçı görüldüğünde vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına başvurmak hayati önem taşır.
Modern tıbbın sunduğu görüntüleme teknolojileri sayesinde böbrek kanseri teşhisi günümüzde oldukça hızlı ve kesin bir şekilde konulabilmektedir. Fizik muayene ve hastanın öyküsünün alınmasının ardından doktorlar genellikle şu yöntemlere başvurur:
Tedavi planını belirleyen en önemli faktör, hastalığın evresidir. Böbrek kanseri evreleri genel olarak şu şekildedir:
Böbrek kanseri tanısı alan hastalar için tedavi seçenekleri, tümörün evresine, hastanın genel sağlık durumuna ve yaşına göre kişiselleştirilir.
Lokalize (yayılmamış) böbrek kanseri için en etkili tedavi yöntemi cerrahidir. Tümörün tamamen çıkarılması hastalığı kesin olarak tedavi edebilir.
Ameliyat olamayacak durumdaki hastalar veya küçük tümörler için ablasyon yöntemleri kullanılabilir.
İleri evre veya metastaz yapmış böbrek kanseri vakalarında kemoterapi genellikle etkili değildir. Bunun yerine modern tıbbın geliştirdiği “Akıllı İlaçlar” ve “İmmünoterapi” devreye girer.
Kesin bir koruma yöntemi olmamakla birlikte, yaşam tarzında yapılacak değişiklikler riski minimize edebilir. Sağlıklı bir yaşam sürmek, sadece böbrek kanseri değil, kalp hastalıkları ve diğer kanser türlerine karşı da koruyucudur.
Önemli Not: Sigarayı bırakmak, atılacak en büyük adımdır. Tütün dumanındaki toksinler böbrekler tarafından süzüldüğü için dokulara doğrudan zarar verir.
Ayrıca, ideal kiloyu korumak, tuzu azaltmak ve tansiyonu kontrol altında tutmak böbrek sağlığı için elzemdir. Endüstriyel kimyasallardan (örneğin asbest, kadmiyum) uzak durmak ve bu maddelerle çalışılıyorsa koruyucu ekipman kullanmak da böbrek kanseri riskini azaltan faktörler arasındadır.
Özetle, böbrek kanseri, sessiz ilerleyen yapısı nedeniyle düzenli sağlık kontrollerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. 40 yaş üstü bireylerin, özellikle risk grubundaysalar, yıllık check-up programlarına batın ultrasonunu ekletmeleri, olası bir tümörün çok erken evrede yakalanmasını sağlayabilir.
Unutulmamalıdır ki, erken evrede yakalanan böbrek kanseri, cerrahi yöntemlerle tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır. Tıptaki gelişmeler, cerrahi tekniklerin iyileşmesi ve yeni nesil ilaçlar sayesinde, ileri evre hastalarda bile yaşam süresi ve kalitesi her geçen gün artmaktadır. Vücudunuzun verdiği sinyalleri dinleyin ve sağlığınızı ertelemeyin.
Hayır, sadece kan tahlili ile doğrudan böbrek kanseri teşhisi konulamaz. Kan tahlilleri genel sağlık durumu hakkında ipucu verse de, kesin tanı için Ultrason, Tomografi (BT) veya MR gibi görüntüleme yöntemleri gereklidir.
Evet, kanser nedeniyle bir böbreğin alınması durumunda, kalan diğer böbrek sağlıklıysa vücudun tüm temizleme ihtiyacını tek başına karşılayabilir. Hasta diyalize ihtiyaç duymadan normal yaşamına devam eder.
Hastalık ilerlediğinde ve kan dolaşımına karıştığında en sık akciğerlere, kemiklere, karaciğere ve lenf bezlerine yayılım gösterir.
Vakaların çoğu sonradan (sporadik) gelişse de %4-6 oranında kalıtsal geçiş söz konusudur. Ailesinde böbrek kanseri öyküsü olan bireylerin riski, diğer insanlara göre daha yüksektir.
Böbrek tümörleri klasik kemoterapiye dirençli olduğu için genellikle ameliyat sonrası kemoterapi uygulanmaz. İleri evrelerde veya nüks durumunda "akıllı ilaçlar" veya "immünoterapi" yöntemleri tercih edilir.